1.GÜN, Perşembe: İZMİR – AFRODİSİAS – LEODİKYA – DENİZLİ
Sabah saat 07.00 Bostanlı İskele Havaş Durağı, saat 07.25 Alsancak Lozan Meydanı Atatürk Lisesi önü ve saat 07.45 Fahrettin Altay Pamukkale Seyahat önünden hareket ile Çal Vadisi yolculuğumuza başlıyoruz. Yakın çevresinde Hierapolis, Leodikya, Afrodisias, Sagalassos, Tripolis gibi devasa antik kentleri barındıran ve arkeolojik olarak hala ortaya çıkarılmamış birçok cevheri barındıran Çal bölgesi hem tarihi açıdan hem de coğrafi olarak değerini yıllardır korumaktadır. Nazilli, Sarayköy üzerinden yolculuğumuza devamla ilk durağımız, Afrodisias’a hareket. Efes Antik kentiyle yarışacak büyüklük ve zenginlikte olan antik kentte; Anıtsal Giriş Kapısı, Afrodit Tapınağı, 262 m. uzunluğunda 59 m. genişliğinde 30 bin kişilik Stadion, Hadrian Hamamları, Antik Tiyatro, Piskoposluk Sarayı ve 30 yıl boyunca tarihi bölgeyi kurtarmaya çalışan Kenan Erim’in kabri göreceğimiz yerler arasında. Leodikya Antik Kenti’ne varış. MÖ 1. yüzyılda Anadolu'nun en önemli ve ünlü kentlerinden biri olan Laodikeia’yı rehberimiz eşliğinde geziyoruz. Büyük Tiyatro, Stadyum ve Gymnasıum, Anıtsal Çeşme, Meclis Binası, Zeus Tapınağı, Klise, Laodikeia yolu gezeceğimiz yerlerden bazıları. Otelimize gidiş ve yerleşme. Dinlenme. Akşam yemeğimizde Denizli’nin yöresel lezzetini tatmak üzere restoranımıza gidiyoruz. Konaklama otelimizde.
2.GÜN, Cuma: DENİZLİ – PAMUKKALE – SALDA – BURDUR – ISPARTA
Güzel bir bayram sabahında kahvaltıdan sonra otelden ayrılıyoruz. Pamukkale’ye varışımızı takiben bölgenin bin bir çeşit şifalı sularından biri olan ve kırmızı kaplıca suları akan (Kızılsu) Karahayıt köyünü geziyoruz. Buradan Bergama Kralı’nın eşi Hiera adına yaptırdığı aynı zamanda Bizans döneminde Piskoposluk merkezi olan Hierapolıs’i, kalsiyum oksit içeren suların birikimiyle oluşan Travertenleri geziyor ve Evliya Çelebi’nin “şehr-i şîrîn-i Isparta” diyerek dile getirdiği “gül şehri” Isparta yolculuğumuza başlıyoruz. Yol güzergahımız üzerinde bulunan; derinlik bakımından Türkiye’nin en derin tatlı su gölü konumunda olan Salda Gölü’nün muhteşem manzarası fotoğraf karelerinizi dolduracaktır. Salda Gölü’nde vereceğimiz mola sonrası doğal ve tarihi zenginlikleri ile Göller Bölgesi'nin büyüleyici şehri Burdur’a hareket. Burdur merkezde bulunan ve 2008 yılında “Gezilip Görülmeye Değer Müze” ödülünü alan ve Neolitik çağdan günümüze kadar eşsiz örnekleri barındıran Burdur Müzesi'ni, Pirkulzade Medresesi’ni geziyor ve bilgiler alıyoruz. Ardından Hamitoğulları döneminde inşa edilmiş olan Ulu Cami (14. yy), tarihi saat kulesini, sivil Osmanlı mimarisini yansıtan konaklarını görüyoruz. Kısa bir yolculukla ulaştığımız Isparta merkezde bulunan otelimize gidiş ve yerleşme. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde.
3. GÜN, Cumartesi: ISPARTA – SAGALASSOS – EĞİRDİR – ISPARTA
Sabah kahvaltısından sonra belirlenen saatte tüm ihtişamı ile bizi bekleyen Sagalossos’a hareket. Ağlasun / Sagalassos Antik Kenti; UNESCO dünya kültür mirası aday listesindedir. 1650 metre irtifası sayesinde iyi korunmuş olan kentte kazılar Belçika’lı bir bilim heyeti tarafından yürütülürken, Türkiye arkeoloji tarihinin en yüksek bütçeli kazı ve restorasyon projesi olarak öne çıktı. Antoninler çeşmesi, Hellenistik Dorik çeşme, Neon Kütüphanesi, Heroon (kahraman mezarı / kutsal alanı), meclis binası, agora, imparatorluk hamamı ve tiyatro gibi çok önemli bir dizi anıtın kazısı ve örnek restorasyonlar ile Sagalassos bize görsel bir ziyafet sunuyor. Otantik, sakin, huzurlu gerçek bir göl kasabası olan Eğirdir’e gidiyoruz. Eğirdir’e geçerken İslamköy Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi’ni geziyoruz. Alınacak öğle yemeğinin ardından Eğirdir’de görülecek yerler arasında; Eğirdir Kalesi, Dündar Bey Medresesi ve Hızırbey Camii bulunmakta. Eğirdir Gölü çevresinde geziyor gölün keyfini çıkarıyoruz. Gül kenti olan Isparta’da, şehrin içinde görülecek yerleri gezmeye başlıyoruz. Isparta’da Mimar Sinan eseri Firdevs Bey Camii ve Bedesteni, sütunlar üzerine yerleştirilmiş kubbesiyle özgün bir mimarisi olan Kutlubey (Ulu) Camii ve Aya Baniya (Agia Panagia), Aya Ishotya (Yorgi) Kiliseleriyle, Ispartaʼnın zihnimizde yer eden “Süleyman Demirelʼin memleketi” klişesinden çok daha fazlası olduğunu görüyoruz. Otelimize dönüş. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde.
4. GÜN, Pazar: ISPARTA – ÇAL – BULDAN – İZMİR
Otelimizde alacağımız sabah kahvaltısının ardından belirlenen saatte otelimizden çıkış işlemlerimizi yapıyoruz. Denizli - Çal vadisi yönüne hareket. Bugünkü turumuzda; Ömer Ağa tarafından 1882 yılında inşa edilmiş Savranşah Camii (dikdörtgen yapılı cami, 2011 yılında restore edilmiştir. Dört ahşap sütunun tavanı desteklediği camide ahşap detayları mihrapta ve çevresinde çok yoğundur. Caminin duvarları kalem süslemeler ile bezenmiştir. Genel olarak bitki ve dinî sembollerin kullanıldığı motifler Savranşah Camii’ye estetik bir tarz katmıştır.), 1870'lerin başlarında inşa edilmiş Bayat köyünün süslemeleriyle ünlü Bayat Köyü Eski Camii ve Çal’ın Dayılar Mahallesi’nde Aşağıseyit Höyüğü’nde Çal Belediyesi’nin destekleriyle devam eden kazılarda ortaya çıkan İ.S II yüzyılda bir Anadolu Tanrısı olan Dionysıs’a adanmış Apollon Leirbenos Tapınağı’nı göreceğiz. Ayrıca, Klasik Osmanlı köprü mimarisi özelliklerini yansıtan Hançalar Köprüsü göreceğimiz yerler arasında olacak. Ayaklarındaki kitabelere göre 1884-1885 ve 1934 yıllarında onarılmıştır. Bölgedeki en sağlam köprü durumunda olan Hançalar Köprüsü günümüzde de kullanılmaktadır. Dokumacılık (tekstil) konusunda tüm Türkiye'de meşhur bir ilçemiz Buldan’a gidiyoruz. Buldan’da ilk olarak sarı ve mavi renge boyanan tarihi Buldan Evlerini göreceğiz. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin özelliklerini yansıtan, Buldan yöresine özgü mimari özellikleri ile Buldan Evleri; Çarşı, Çaybaşı, Yeşildere, Girne ve Helvacılar mahallelerini kapsayan bir alana yayılır. Birbirlerinin manzarasını engellemeyecek şekilde inşa edilen evler saçak ve bacaları, cumbalı sundurmaları, işlemeli kapı ve pencereleriyle ayrı bir güzellik taşır. Tarihi Buldan Evleri'ni gelecek yıllara taşımak amacıyla gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları sayesinde 117 ev ve 31 sokak tescilli eser olarak koruma altındadır. Örneğin, Beyler Sokağı ve Dokuma Pazarı Caddesi elden geçirilme sürecinde kapı ve pencereleri aslına uygun şekilde ahşap malzeme ile yenilenen, sarı ve mavi renklere boyanmış evleriyle dikkat çeker. Ayrıca ilçeye has olan Buldan bezi dünyaca ünlü bir dokuma türüdür. Buldan bezinden yapılan ürünlerden alışveriş ve Buldan’ın yöresel yemeklerinden tatma imkanı sizleri beklemekte. İzmir’e dönüş yolculuğumuza devam ediyoruz. Akşam saatlerinde İzmir’e varış ve turumuzun sonu.
